ETS Reformu: Avrupa’nın İklim ve Sanayi Dönüşümü İçin Bir Sınav

Yaklaşan ETS revizyonu öncesinde Cefic Başkanı, politika yapıcılara net bir mesaj ve acil bir eylem çağrısı iletiyor: çerçevenin, 2030’dan çok daha önce temel unsurları doğru şekilde ele alıyor olması gerekmektedir.

30.06.2026

Cefic Başkanı Markus Kamieth’ten Mesaj


Avrupa Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) revizyonu, Avrupa kimya sanayii için kritik bir dönemeçte gündeme gelmektedir. Sanayimiz, 2022’den bu yana Avrupa’daki üretim kapasitesinin yaklaşık %10’unu hâlihazırda kaybetmiş durumdadır; yeniden yapılandırma ve iflasların sayısı ise benzeri görülmemiş düzeydedir. Bu endişe verici eğilim devam etmektedir. Endüstriyel üretimin kaybedilmesi; istihdamın, inovasyonun, değer zincirlerinin ve stratejik özerkliğin kaybedilmesi anlamına gelmektedir.


Avrupa, yeşil dönüşümü hayata geçirecek olan sanayi tabanını zayıflatarak bu dönüşümde başarıya ulaşamaz.


Bu, politika yapıcılara yönelik net bir mesaj ve acil bir eylem çağrısıdır: ETS çerçevesinin, 2030’dan çok daha önce temel unsurları doğru şekilde ele alıyor olması gerekmektedir. Avrupa, artık gerkçekçi bir sanayi dönüşüm hızından daha hızlı daralan bir sistemi kaldıramaz. Üst sınır patikasından ücretsiz tahsise kadar temel parametreler; endüstriyel gerçekleri, küresel rekabeti ve dönüşümü mümkün kılacak koşulların mevcut olup olmadığını yansıtmalıdır. Aksi takdirde sonuç çok net bir şekilde öngörülmektedir: yatırımlar, emisyonlardan önce Avrupa’dan ayrılacaktır.


Bu durum, 2026-2030 dönemi için ETS kıyas değerlerinin güncellenmesi açısından da geçerlidir. Kimya sanayii açısından sonuçlar büyük ölçüde aşırı, gerçekçilikten uzak ve sanayimizin karşı karşıya olduğu durumun ciddiyetini yansıtmamaktadır. Bu güncellemeler, Avrupa sanayisinin rekabetçiliği açısından ciddi bir geri adımdır.


Karbon kaçağı riski, dönüşümü mümkün kılacak koşulların (enabling conditions) yavaş ilerlemesi nedeniyle daha da artmaktadır. Bu kapsamda karbon kaçağı riskini körükleyen koşullar şöyle listelenebilir: şebekelerin ve altyapının inşasında ve bunlara erişimde yaşanan uzun gecikmeler, uygun maliyetli düşük karbonlu enerjiye sınırlı erişim ve düşük karbonlu ürünlere yönelik zayıf piyasa talebi. Aynı zamanda şirketlerden, çoğu zaman uygulanabilir bir iş modeli olmaksızın, emisyonları azaltmak için çok büyük yatırımları seferber etmeleri beklenmektedir.


Yaklaşan reform kapsamında ETS, emisyon azaltımını desteklemeli; ücretsiz tahsisin devamı için getirilen koşulluluklar yoluyla şirketleri imkânsız tercihlerle karşı karşıya bırakmamalıdır. Ücretsiz tahsis, bir yatırım sübvansiyonu değil, karbon kaçağına karşı bir koruma mekanizmasıdır. Şirketler; henüz büyük ölçekte uygulanabilir olmayan, ekonomik açıdan yapılabilirliği bulunmayan veya piyasalar tarafından desteklenmeyen teknolojilere yatırım yapmaya zorlanmamalıdır. Bu yatırımları yapamadıklarında ise azaltılmış ücretsiz tahsis ve artan karbon maliyetleriyle karşı karşıya bırakılmamalıdırlar. Bu, güvenilir bir geçiş/dönüşüm yolu değildir.


ETS güçlü bir araçtır. Ancak mevcut tasarımıyla ETS, endüstriyel dönüşümü hayata geçirecek sonuçları üretemez. Karbon fiyatlandırması ancak doğru kolaylaştırıcı koşullar mevcut olduğunda işler: uygun maliyetli düşük karbonlu enerjiye erişim, gerekli altyapı ve düşük karbonlu ürünler için işleyen piyasalar. Bunlar olmadan ETS’nin sıkılaştırılması, dönüşümü yönlendiren bir unsur olmaktan ziyade maliyet artırıcı bir faktöre dönüşme riski taşır.


Avrupa’nın iklim hedefi açıktır; ancak bu hedefin reel ekonomide işlerlik kazanması gerekir. Şirketler, çerçeve öngörülebilir olduğunda, projeler finansman sağlanabilir nitelikte olduğunda ve küresel rekabetçilik korunduğunda yatırım yapar. Bu koşullar sağlanmazsa yatırımlar basitçe başka yerlere yönelir.


Amaç nettir: Avrupa’da endüstriyel dönüşümü sağlamak; sanayisizleşmeye yol açmak değil.


Cefic’in “ETS’nin Geleceği: Kimya Sanayii için Öncelikler” başlıklı Pozisyon Belgesini buradan indirebilirsiniz.


KAYNAK