Tekstil Sektörü Nasıl Daha Döngüsel Hale Gelebilir?

Cefic’in “Değer Ağı İş Birliği Yoluyla Tekstilde Döngüsellik” başlıklı raporu, tekstil sektöründe döngüselliğin geri dönüşüm ve biyobazlı teknolojiler, ürün tasarımı ve alternatif iş modelleri aracılığıyla nasıl ilerletilebileceğini inceliyor.

23.09.2026

2020 yılında Avrupalılar yaklaşık 6,95 milyon ton tekstil atığı üretti. Hacim bakımından bu atıkların en büyük payını pamuk ve polyester oluşturdu. Son 5–10 yılda ise, diğer etkenlerin yanı sıra artan tüketim ve tekstil ürünlerinin kullanım sürelerinin kısalması nedeniyle tekstil atıklarında artış yaşandı.


Atıkların azaltılması, kaynakların daha verimli kullanılması ve malzemelerin daha uzun süre döngü içinde tutulması, döngüsel ekonominin temel ilkeleri arasında yer alıyor. Peki tekstil sektöründe bu dönüşümün gerçeğe dönüşmesi için neler gerekiyor?


Cefic’in “Değer Ağı İş Birliği Yoluyla Tekstilde Döngüsellik” başlıklı raporu, tekstil sektöründe döngüselliğin geri dönüşüm ve biyobazlı teknolojiler, ürün tasarımı ve alternatif iş modelleri aracılığıyla nasıl ilerletilebileceğini inceliyor. Rapor; teşvik mekanizmalarının uyumlu hale getirilmesinin, toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm altyapısının ölçeklendirilmesinin ve adil rekabet koşullarının oluşturulmasının önemini vurgularken; aynı zamanda uyumlaştırılmış standartlara, daha açık ve net düzenleyici çerçevelere ve iyileştirilmiş veri erişilebilirliğine duyulan ihtiyaca dikkat çekiyor.


Yayın, Cefic tarafından düzenlenen ve tekstil değer zincirinin farklı alanlarından 80’in üzerinde uzman ve temsilciyi bir araya getiren üç sektörler arası çalıştayın sonuçlarını yansıtıyor. Rapor; tekstilde döngüselliğin ilerletilmesinde değer ağı iş birliğinin rolünü, döngüselliğin ölçeklendirilmesinin önündeki zorluk ve engelleri ve bu dönüşümü destekleyebilecek fırsatları ele alıyor.


Tekstilde döngüsellik açısından zorluklar ve fırsatlar

Rapora göre, daha döngüsel bir tekstil sektörüne geçişin önünde çeşitli engeller bulunmaya devam ediyor. Bunlar arasında parçalı ve birbiriyle uyumsuz gereklilikler, sınırlı şeffaflık, yetersiz altyapı ve geri dönüştürülmüş ve biyobazlı insan yapımı liflerin birincil hammaddelerden üretilen liflere kıyasla daha yüksek maliyetli olmasından kaynaklanan ekonomik zorluklar yer alıyor.


Yayında öne çıkan temel noktalardan biri, tekstil ürünlerinin dayanıklılık, geri dönüştürülebilirlik ve çevresel etkinin azaltılması gözetilerek tasarlanmasının önemi. Rapor ayrıca ürün performansı, malzeme karmaşıklığı ve geri dönüştürülebilirlik arasındaki dengelerin yönetilmesi gerekliliğini de ele alıyor.


Bunun yanı sıra yayın, ürünler ve malzemelere ilişkin bilgilere erişimin iyileştirilmesinde Dijital Ürün Pasaportu gibi araçların üstlenebileceği potansiyel rolü inceliyor. Sürdürülebilir Ürünler için Ekotasarım Tüzüğü (ESPR) ve Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) sistemleri gibi düzenleyici çerçeveler kapsamında ekotasarım ve eko-modülasyon yaklaşımlarının önemini değerlendirerek, tekstil sektöründe döngüselliği artırmaya yönelik gelecekte geliştirilecek tedbirler için çeşitli değerlendirme ve politika önerileri sunuyor.


Raporda ayrıca, farklı yaklaşım ve teknolojilerin tekstil değer zinciri genelinde halihazırda nasıl uygulandığını gösteren bir dizi vaka çalışmasına yer veriliyor.


Cefic İnovasyon İcra Direktörü Eric de Deckere konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:

Tekstilde döngüselliğin sağlanması, tüm değer zinciri boyunca harekete geçilmesini gerektiriyor. Daha iyi ve daha akıllı ürün tasarımı, inovasyon, destekleyici politikalar ve artan yatırımların tümü bu süreçte önemli bir role sahip. Onarım, yeniden kullanım, kiralama ve ürün iade sistemleri gibi ürünlerin kullanım ömrünü uzatan alternatif iş modelleri de atıkların azaltılmasına, malzemelerin daha uzun süre kullanımda tutulmasına ve birincil kaynaklara olan talebin azaltılmasına katkı sağlayabilir.


Cefic’in “Değer Ağı İş Birliği Yoluyla Tekstilde Döngüsellik” (Circularity in Textiles through Value Network Collaboration) başlıklı raporuna buradan ulaşabilirsiniz.


KAYNAK